5 Şubat 2025

Ayvalık Haberler – Güncel ve Tarafsız Haber Portalı

Ekonomi, spor, teknoloji, magazin ve tüm güncel haberlerle Ayvalık’tan dünyaya objektif bakış!

Eski AKP milletvekili, Sözen’e sahip çıktı | MKYK Üyesi Miroğlu’ndan soruşturmaya tepki: Dünyada bir örneği var mı?

Eski AKP milletvekili, Sözen’e sahip çıktı | MKYK Üyesi Miroğlu’ndan soruşturmaya tepki: Dünyada bir örneği var mı?

Namık Durukan

AKP Mardin 25-26’ncı dönem Milletvekili, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Diyarbakır Cezaevi eski Araştırma Komisyonu Başkanı MKYK Üyesi Orhan Miroğlu, 2015 yılında Fransız yapımı “Le Bureau des Legends” dizisinin üçüncü sezonunda Kuzeydoğu Suriye’de DEAŞ’a karşı savaşan YPJ üyesi bir kadının rolünü canlandırdığı için oyuncu Melisa Sözen hakkında soruşturma açılarak ifadeye çağrılmasını eleştirdi. Sözen hakkında soruşturma açılmasına, “Dünyada bir örneği var mı?” sözleri ile tepki gösteren Miroğlu, “Silahların gömüleceği, Terörsüz Türkiye kendi hikayesini yabancılara mı bırakacak ve anlatanları savcılara mı havale edecek?” diye sordu.

Sosyal medya X platformundaki hesabından Fransa’da oynadığı dizideki rolü nedeniyle yurt dışı dönüşünde emniyete ifade veren Sözen’in durumuna dikkat çeken Miroğlu, savcılık tarafından başlatılan soruşturmayı eleştirdi. Filmlerde iyiler ve kötüleri oynayan oyuncuların her zaman olacağına vurgu yapan Miroğlu, ABD ve batının, DAİŞ’e karşı verilen mücadeleye Türkiye’deki gibi bakılmadığını söyledi. Miroğlu, tepkisini şöyle aktardı:

“Melisa Sözen hakkında, bir Fransız polisiye dizisinde DAİŞ’e karşı mücadele eden çift taraflı bir ajanı canlandırdığı rolü nedeniyle soruşturma açıldı. Sözen’i Mardin’de gerçekleştirilen Bir Bulut Olsam ve Nuri Bilge Ceylan’ın Altın Palmiye ödüllü Kış Uykusu filminden tanıyorum. Sözkonusu polisiyeyi izlemedim ama şunu biliyorum: Fransa’da ve genel olarak Batı’da ve Amerika’da DAİŞ’e karşı verilen mücadeleye Türkiye’de bakıldığı gibi bakmıyorlar. Bu bir siyasi mesele aynı zamanda ve önümüzdeki on yıllarda dünya sinemasının temel alanı ve konularından biri olmayı, her yıl “ Kobanili Kızlar” la alakalı filmlerle sinema salonlarına gelmeyi sürdürecek. ( Alternatifinizi üretir bu meseleye böyle de bakılabileceğini gösterirsiniz. Suriye’de DAİŞ’e karşı mücadele edenlerin anneleri Diyarbakır’da bir hafıza çadırında evlatlarını PKK’dan kurtarabilmek için direnişe devam ediyorlar. Hikayelerini anlatmaktan imtina ettiğiniz gibi, yapılan tek film olan Sesler ve Yüzler filmini de görmezlikten geldiniz. )

Diyeceğim bu tür filmlerde iyileri de kötüleri de oynayacak oyuncular her zaman olacak. Bir oyuncu hakkında üstelik rolünden ötürü soruşturma açılmasının bir örneği var mı dünyada bilmiyorum.

“Fransızlara mı bırakacağız?”

Türkiye’de Abdullah Öcalan’a ilişkin “Umut Hakkı”nın konuşulduğunu ifade eden Miroğlu, sinema ve roman sanatının bu gelişmelere kayıtsız kalamayacağına vurgu yaptı. Miroğlu, şöyle devam etti:

“Önümüzdeki bir kaç yıl içinde, bir yönetmen çıkıp PKK’nın Ankara- Çubuk’ta yapılan ilk toplantısından başlayarak Bekaa, Öcalan’ın yakalandığı Kenya- Nairobi, İmralı dörtgeninde geçen ve PKK’yı anlatan bir dizi film yapsa çok sayıda haini, teröristi, casusu oynayacak karakter/oyuncu bulmak ve oynatmak zorunda kalacaktır.

Hepsini bu oyuncuların soruşturacak mıyız, yoksa bu ülkeye ait bir trajik tarihin sinemasını , romanını Fransızlara mı bırakacağız?

Biz yaşadık buyrun siz filmini yapın mı diyeceğiz?

“Oynayanı savcılığa mı çağıracağız?”

Ahmet Güneştekin, güzel bir işe imza atmış ve yeni bir sergi açmış İstanbul’da. Diyarbakır programı nedeniyle eleştirmiştim Ahmet’i ve o eleştirinin arkasındayım, ama bu hakkını teslim etmeme asla engel olmaz ve ilk fırsatta son sergisini görmeye gideceğim. Celal Adan, Murat Ülker ve Ali Koç beraber bizi faili meçhuller ve kayıp alfabeler üzerinden yüzleşmeye davet eden Güneştekin’in sergisini gezmişler.

Sergi tamam da sergiye konu olan Faili meçhulleri anlatan bir film yapılsa kötü adamı, kollektif katilleri çift taraflı çalışan samimi itirafçıları ve itirafçıları devlet kurumlarında istihdam eden Yeşilleri şunları bunları kim oynayacak peki?

Oynayanı savcılığa mı çağıracağız?

Silahların gömüleceği, Terörsüz Türkiye kendi hikayesini yabancılara mı bırakacak ve anlatanları savcılara mı havale edecek?

“Yurt dışına sanatçı göçünü durduramayız”

Sanatçı dediğiniz kişi, doktor, üniversite hocası gibi değildir, ülkesinin ikliminden kopardınız mı sudan çıkan balığa döner, yaşayamaz, üretemez, herkes bir Nazım Hikmet olamaz bu alemde; başka meslekleri dışarda da icra etmek mümkündür ve misal hasta tedavi eden doktorların onbinlercesi bugün yurt dışında, beyin göçü deyip üzülüyoruz bu gidişata ama durduramıyoruz bir türlü.

Eğer böyle giderse yurtdışına sanatçı göçünü durduramayız.

Sanatçılarımıza da, ülkemize de yazık olur.

Sinemamızın ve hele dizi sektörümüzün bütün dünyada ses verdiği bir dönemde, sanatçıları olur olmaz soruşturmalara uğratmak bu ülkeye yakışmıyor.”

“Ülkemiz için prestij kaybı olabilir”

Eleştirisini T24’e değerlendiren Miroğlu, Türkiye’de çok farklı aktörlerin farklı rollerde oynadığını ülkenin üstünde mutabık kalmadığı, çok ayrıştığı tarihsel fikirleri, oynayan çok sayıda aktörü olduğunu söyledi. Miroğlu, “Örneğin, Berhan Şimşek. Vaktiyle Minyeli Abdullah’ı sonrasında da Deniz Gezmiş’I oynamış bir sanatçımızdır. Örnekler çoğaltılabilir. Dolayısıyla kimse oynadığı rolü nedeniyle herhangi bir soruşturmaya uğramamalıdır. Türkiye’nin teröre ve terörizme karşı mücadelesi haklı ve meşru bir mücadeledir ama bu mücadelenin sinema alanıne bu şekliyle yansıması hem Türk sineması için hem dizi sektörümüz ve ülkemiz için prestij kaybı olabilir. Zaten Melise Sözen hanımefendi de savcılığa verdiği ifadede, bu rolü sadece bir oyuncu olarak Kabul ettiğini ve herhangi bir terör örgütünü desteklemek amacında olmadığını ifade etmiş bulunuyor” diye konuştu.